<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>KIZILTEPE &#199;OCUKEV&#304;</title>
	<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com</link>
	<description>KIZILTEPE &#199;OCUKEV&#304;</description>
	<language>tr</language>
	<docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
	<lastBuildDate>5 Nov 2006 15:53:58 GMT</lastBuildDate> 
<image>
  <title>KIZILTEPE &#199;OCUKEV&#304;</title> 
  <link>http://cocuklarahayat.azbuz.com</link> 
  <url>http://s.azbuz.com/images/RSSlogo.gif</url> 
  <width>117</width> 
  <height>35</height>
  </image>
	
	
	
	<item>
		<title>AYIN &#214;YK&#220;S&#220;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000000322016</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/3/22/5000000000322016.gif" align='right' border='0'> <p align="left" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: left"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><font size="4"><b>KÜÇÜK KOZALAK</b></font></font></span></p><p align="left" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: left"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><font size="4"><b></b></font></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>&nbsp;&nbsp; Kozalak nedir bilirmisiniz çocuklar ? Kozalak,çam ağaçlarının meyvesi;tohumudur. İster misiniz size</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>küçük kozalağın hikayesini okuyayım ?</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>...........</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp; O bir küçücük kozalaktı.</font></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">Tüm küçük kozalaklar gibi</font></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">ağaç olmayı bekleyen, yerinde duramayan,</font></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">içi içine sığmayan bir kozalak... </font></span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><b><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp; Kocaman, uçsuz bucaksız çam ormanında; </font></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">dev gibi ağaçların güçlü dallarında,</font></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">sabırsız, mini mini bir kozalak...</font></span></b></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>Hiç durmadan sorular sorar ,etrafa bakar, tanımaya, anlamaya çalışırmış<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>dünyayı. </b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp; </span>Bu ormanın sonunu merak edermiş en çokta... Karar vermiş o, kesinlikle bu ormandaki en yakın toprağa düşüp orada yeşermeyecek... Çok uzaklara, ağacın en tepesinden bile görünmeyen uzaklara gidecekmiş.</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>&nbsp;&nbsp; Çok konuşmasından, soru sormasından,sabırsızlığından şikayetçiymiş bütün orman<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>küçük kozalağın. </b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>Kimse onu dinlemez yanına yaklaşmaz olmuş.Yalnızca yaşlı karga onunla sohbet eder, onun hayallerini dinlemekten hoşlanır,ona başından<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>geçmiş yada geçmesini istediği olayları anlatır;onun bilmediği tanımak istediği yerleri hayali gerçeğe karıştırıp sohbet edermiş.</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><b><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp; Yaşlı karganın anlattıklarıyla daha bir yerinde duramaz olurmuş küçük kozalak. </font><font face="Times New Roman">Dalından hemen kopmak gitmek istermiş.</font><font face="Times New Roman">Ama kopsa da gideceği yerin ancak ağacın dibi olduğunu hatırlar,üzülür gene </font></b></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>hayallere dalarmış.</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><b><font face="Times New Roman">Aslında yaşlı kargada ondan farklı değilmiş.</font><font face="Times New Roman">Yaşlı ve çok konuşuyor diye o da sevilmezmiş koca ormanda...</font></b></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>Küçük kozalakla dostlukları da bu yüzdenmiş. Yaşlı karga da bu ormandan hiç uzaklaşmamış aslında...</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>Onun da bildikleri ona anlatılanlar ve hayalleriymiş. İki hayalperestin dostlukları da bu yüzdenmiş.</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>&nbsp;&nbsp; Yaşlı karga bir gün küçük kozalağı ağlarken bulmuş. </b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>&#8220;Hayrola kozalak! Hasta mısın,bir yerin mi ağrıyor?&#8221; demiş.</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>&#8220;Hayır karga.Gün geçtikçe daha çok olgunlaşıyorum.Neredeyse düşmek üzereyim dalımdan.Baksana,aşağıda yeşerebileceğim bir karış toprak bile yok!... Yaşlı çamlar her yeri zaptetmiş. Benim uzaklara, çok uzaklara; hiç kimsenin görmediği, bilmediği uzaklara gitmem lazım...&#8221;</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>&nbsp;&nbsp; Karga: &#8220;Haklısın , anlıyorum da nasıl?&#8221;</b></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><b>&nbsp;&nbsp; Kozalak: &#8220;Bilmiyorum, bilmiyorum...&#8221; demiş gözleri daha bir dolarak. &#8220;Keşke ayaklarım olsa... Koşarak uzaklaşırdım bu ormandan... Keşke senin gibi kanatlarım olsaydı... Uzaklaşırdım süzülerek,uçarak...&#8221;</b></font></span></p><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>Yaşlı karga bir an daldı. </font></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">Çocukluğunu ve hayallerini düşündü. </font></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">Uçmayı ilk o öğrenmişti kardeşlerinin içinde. Küçükken kimse onu geçemez, </font></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">kimse ondan daha yükseğe uçmaya cesaret bile edemezdi. </font></span></h1><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">Ne kadar da benziyordu şu küçücük kozalağın hayalleri kendi hayallerine...</font></span></h1><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp; Karga kozalağa döndü : </font></span><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&#8220;Ne kanat, ne de ayak yeter hayallerinin ardından gitmeye...&#8221; dedi. </font></span></h1><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp; Kozalak: &#8220;Koşulmayacaksa peşinden, uğraşılmayacaksa gerçekleştirmeye, neye yarar ki hayal kurmak?&#8221; </font></span></h1><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp; Karga daldı bu sefer düşünceye... </font></span></h1><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&nbsp;&nbsp; Koca bir ömür yaşamıştı tamamı hayal dolu... Hiç gerçekleşmemiş hayaller... </font></span></h1><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&#8220;Haklısın&#8221; dedi kozalağa. </font></span></h1><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&#8220;Çook haklısın.&#8221; </font></span></h1><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">&#8220;Korkularımız bağlar bizi aynı toprağa.&#8221; Gagasını uzattı, küçük kozalağın onu ağaca bağlayan dalından çekip aldı. Gözlerini kapatıp kanat çırptı göklere.Yoruluncaya kadar... </font></span></h1><h1 style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><font face="Times New Roman">Hiç açmadı gözlerini, hiç bakmadı ardına...</font></span></h1><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><b>-------------------------------------------------- </b></span><font size="3">Kamer Çocukevleri sonlanmaz öykülerden</font><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"><b>-----------------------------</b></span></font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"></span></font>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"></span></font>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"></span></font>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"></span></font>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"></span></font>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"></span></font>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"><span style="FONT-SIZE: 10pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt"></span></font>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>5 Nov 2006 18:05:27 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000000322016</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>&#231;ok  g&#252;zel</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007923164</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p>sizi&nbsp; tebrik&nbsp; ediyorum&nbsp; bravo&nbsp;&nbsp; bende&nbsp; bu&nbsp; siteye üye&nbsp; olmaktan&nbsp; çok&nbsp; mutluyum&nbsp; size&nbsp; her yardımda&nbsp; bulunacağım (ultrailker)&nbsp; <a href="http://www.454ilker.azbuz.com" target="_blank" class="pageLinks">www.454ilker.azbuz.com</a></p><p>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>20 May 2008 08:22:58 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007923164</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>ANAM CANIM ANAM</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007825925</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><object width="300" height="80"><param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/CtsqfBwPrR/aus=false/"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://media.imeem.com/m/CtsqfBwPrR/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="110" wmode="transparent"></embed></object>
<body oncontextmenu="return false" onselectstart="return false" ondragstart="return false"></body></html>
<style type="text/css"><STYLE TYPE="text/css">p {align=justify}
BODY{cursor: url(http://files.bum-files.com/Files/Cursors/page1/iloveu.ani);}
a {cursor: url(http://files.bum-files.com/Files/Cursors/page1/iloveu.ani);}
</style><b style="position:absolute;left:0px;top:90px;font-family:verdana;font-size:8pt;">
<a href="http://www.bum-files.com" _fcksavedurl="http://www.bum-files.com" _fcksavedurl="http://www.bum-files.com" _fcksavedurl="http://www.bum-files.com"><img src="http://files.bum-files.com/Files/Cursors/cursorslogo.gif" _fcksavedurl="http://files.bum-files.com/Files/Cursors/cursorslogo.gif" _fcksavedurl="http://files.bum-files.com/Files/Cursors/cursorslogo.gif" _fcksavedurl="http://files.bum-files.com/Files/Cursors/cursorslogo.gif"/></a></b>
<marquee>erdnsallel canım anneme sevgilerimle ayrilikolmasin.azbuz.com</marquee><a href="http://maswey.blogspot.com" title="">.</a>
 <p><img src="http://www.baskent.edu.tr/~ihaberal/lb/son/foto/cbes1.jpg" ><br><br>Daha dogmadan ninliler söylerdin<br>Beni görmeden çoraplar patikler örerdin<br>Dünyaya acınca gözlerimi&nbsp;<br>Sevginin kokusu senin ile cigerlerime işledi<br><img src="http://img249.imageshack.us/img249/4069/pinoclosetomyheartpa3.jpg" ><img src="http://th127.photobucket.com/albums/p158/ttp_512/Hoa/hoa%20gif/th_rose-3.gif" ><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Geceler boyu aglayıp uyumadıgım zamanlar<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sabretmenin selametini&nbsp; ruhuma seninle işledim<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Elleri öpülesi melek yüzlü <br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anam anam benim canım anam<br><b><br><img src="http://img123.imageshack.us/img123/3274/untitledfw5.jpg" ><br>Gözlerinin içine bakınca her derdimi anlayan anam&nbsp;<br>Dünyaya baktıgım gözler ile güzeli çirkini sen gösterdin bana <br>O gözlerin ruhuma işlenmiş sevgi ile bakan gözler diye <br>İlk aşkı o gözlerle tanıdım elleri kınalı gül kokulu anam<br>&nbsp;<img src="http://www.payidar.net/avatars/44058-mekselina.gif?type=sigpic&amp;dateline=1207946131" ><br>Duydugum ilk ses dudaklarının arasından ama<br>O&nbsp;güzelim yüreginden kopup gelen ninliler,masallar oldu<br><br><img src="http://img86.imageshack.us/img86/1038/pinopreciousmomentoz9.jpg" ><br>Ben sevgi dolu sözleri senden ögrendim <br>Anam anam eleri kınalı gül kokulu anam<br>O ufacık yüregine dünyaları sıgdıran <br>Derdi kederi bana yaşatmayan<br>Benim yerime aglayan <br>Dudaklarından dualar eksik olmayan<br>Yaşım ha bir olmuş ha da altmış olmuş <br>Anam için ben hala aynı çoçuk<br>Sana ne söylesem <br>Aslında sen yaşayan meleksin<br></b><img src="http://img383.imageshack.us/img383/4409/engel403oj9.gif" ><br>Dünyaları versem istemezsin<br><img src="http://img372.imageshack.us/img372/6796/icefaerievy6.gif" ><br>O gül kokulu teninine&nbsp; bir öpüçük versem nedersin...?<br><img src="http://img209.imageshack.us/img209/3259/0annem02nh17cz.gif" ><br><br>aşkı sende gördüm sevgiyi sende ögrendim<br><img src="http://img62.imageshack.us/img62/8964/asivemavi36hobilerimdenbl1.jpg" ><br>Hani derlerya kelimeler kifayetsiz kalır hep yalan zannederdim...<br><br><img src="http://img209.imageshack.us/img209/3259/0annem02nh17cz.gif" ><br><br>Şimdi sana ne söyesem az AŞKIM beni büyüsemde bebek gibi severmisin......<br><img src="http://img79.imageshack.us/img79/3092/pinomaternalinstinctxj4.jpg" ><br>ANNEM ANNEM CANIM ANNEM SEN BİR MELEKSİN BENİM ANNEM........<br><br></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>10 May 2008 01:35:54 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007825925</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>B&#304;YOLOJ&#304; B&#304;LG&#304;LER&#304; / H&#220;CRE B&#304;L&#304;M&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007586090</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/75/86/5000000007586090.gif" align='right' border='0'> <b><i><font color="#009900">&nbsp; <font size="3">Hücre modelimiz yoğurt kabımızın elemenlarını, taneciklerini tanımaya ve öğrenmeye devam ediyoruz.</font></font></i></b><p><font size="3" color="#009900"><b><i>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi yoğurt kabımızdaki çekirdek olarak kabul ettiğimiz büyük bilyemizin yakınında bulunan, tüpü andıran çakıl taşımızın yani üçüncü taneciğin hangi cisimcik olduğunu ve ne işe yaradığını öğrenelim. Bu cisimcik hayvan hücreleri, algler, yosunlar, eğreltiler ve Ginko ağacı gibi ilkel bitkilerin hücrelerinde çekirdeğin yakınında bulunurlar. Bunlar mikrotüpçükten üçlü gruplar halinde olurlar. İlkel bitkiler haricindeki diğer bitki hücrelerinde bulunmzalar. Hücreler bölünerek çoğalırlar. bu tüp biçimindeki üçlü grup da hücre bölünmesinin ilk hazırlık devresine kadar önceden kendini eşleyerek, benzerini oluşturarak sayısını iki çifte çıkarır. Birer çift olarak kendi hücresinin kutuplarına giderek iğ ipliklerini düzenleyen bir çift ayrı organel olur ve terim adı SENTRİYOL'dur. Çevresindeki bölgenin terim adına da SENTROFER deniliyor. İşte bu sentrofer ile sentriyolden oluşan ve çekirdeğin yakınında bulunan cisme ya da taneciğe SENTROZOM deniyor. </i></b></font></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hücre çoğalmaya başladığında, sentrozomdaki sentrioller iğ iplikçiklerine dönüşürler. Bu ipliklerle kromozomları taşırlar ve bu son derece önemli bir görevdir. Bu görevi ve kromozomları sırası geldiğinde öğreneceğiz. </font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi, hücre modelimizin dördüncü elemanı olan fasülye taneciklerinden, yani kofullardan bahsedeceğiz. </font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bizler yeyip içtiklerimizden artan sindirim atıklarını, posalarını vücudumuzun dışarı attığını yaşadıklarımızdan biliyoruz. Bu işi boşaltım organlarımızla yapıyoruz. Hücre içindeki boşaltım işini fasülyelerimiz, yani kofullar yapmaktadır. Bir zarla çevrili hücrelerin hücre sıvısı içindeki sıvı, hava ya da kısmen sindirilmiş besin içeren tek zarla çevrili boşlukların herbirine KOFUL diyoruz. (Koful terimi vaküol olarak da geçmektedir) Bu taneciklerin içinde koful özsuyu vardır. Zararlı maddeler önce bu kofullarda toplanıp, daha sonra dışarıya atılmasını sağlayan kanalcıklara verilir. Kofulların işlevsel düzeninde koful özsuyunun yoğunluğu çok ama çok önemlidir. </font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yoğunluk, bir maddenin bir santimetre küpündeki madde miktarıdır. Her maddenin yoğunluğu ve özellikleri birbirinden farklıdır. Bu farklılık her yerde bir işe yarar. Suyun yoğunluğu 1'dir. Koful özsuyunun yoğunluğu 1'den büyüktür. Neden? Çünkü içindeki sıvının içinde kısmen sindirilmiş besin sıvısının olmasını kanıt gösterebiliriz. Burada bizim dikkat etmemiz gereken yoğunluğun az olduğu ortamlardan çok olana doğru bir hareket olduğu gerçeğidir. Bunu yoğunluğu az olan cisimlerin hareket kabiliyetlerinin yoğun cisimlerden daha fazla olduğunu, ağırlık farkı olmasından da anlayabiliriz. Yani akışkanlık, yoğunluk arttıkça azalır diyebiliriz. </font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu akışkanlıklar hücre zarı geçirgen olduğundan madde alışverişleri gerçekleşir. Hücre sıvısı içindeki, tanıdığımız tanecikler de hücre sıvısından&nbsp;kendi zarı ile ayrılmaktadır. Hücre içinde işlevi farklı başka bir hücrecik gibi de düşünebiliriz.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Not: (Hücrelerdeki yoğunluk birimleri mikronlarla&nbsp;ifade edilebilir.)</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buraya kadar yapay hücre modelimizin taneciklerinden dört tanesi ile tanışmış olduk.&nbsp;</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunlar sırasıyla, protein yapımında görevli RİBOZOMLAR, solunumda görevli MİTOKONDRİLER, iğ iplikçiklerinde kromozomları taşıyan SENTROZOMLAR ve boşaltım işlerini, görevini yapan KOFULLAR olup, ne gibi işlere yaradıklarını öğrenmiş olduk.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font color="#ff6600">&nbsp; Bir sonraki buluşmamıza kadar hoşçakalın, KOCAMAN SEVGİLER...&nbsp;&nbsp;</font></font></i></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>18 Apr 2008 21:00:16 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007586090</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>B&#304;YOLOJ&#304; B&#304;LG&#304;LER&#304; / H&#220;CRE B&#304;L&#304;M&#304; / S&#304;TOLOJ&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007555229</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <b><i><font size="3" color="#ff6600">&nbsp;MERHABA HÜCRE BİLİMİ ''Sitoloji''<img src="http://img.blogcu.com/uploads/biyolog30_atlas_l1_008.jpg" ></font></i></b><p><b><i><font size="3">&nbsp;&nbsp;<font color="#009900">&nbsp;&nbsp; Sır perdesi, yani HÜCRE DUVARI, yani HÜCRE ZARI, hücre içine giriş kapılarının olduğu yer. Hücrenin birini diğerinden ayıran duvar, bölme, çeper. Hücre içine giren maddelerin ve hücre dışına çıkan maddelerin kontrol bölgesi, koruyucu kılıf. Kısacası bu HÜCRE ZARIDIR. Hücre zarının içinde İNSANI İNSAN YAPAN, BİTKİYİ BİTKİ YAPAN&nbsp;minicik yapılar vardır. Bunlar bir, üç, beş, on, onbeş gibi sayılarla ifade edilen TANECİKLERDİR.</font></font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Canlıları tepeden tırnağa inceleyen ve niçin, neden, nasıl sorularına yanıt arayan Biyoloji&nbsp;Biliminin hücreyi inceleyen dalına SİTOLOJİ denir. Hücre içindeki sitolojik&nbsp;bulguların her birinin yaşamsal görevleri vardır. </font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hücrenin&nbsp;ortasında bir çekirdek vardır ki, canlıların özü, yani çekirdeğidir. Çekirdeğin içinde bir de&nbsp;ÇEKİRDEKÇİK vardır. Bu hazine için geçmek gereken yollar üzerinde&nbsp; ve çevresinde PLAZMA SIVISI vardır. Yani SİTOPLAZMA. (HÜCRE SIVISI)&nbsp;Sitoplazma=hücre sıvısı içinde serpilmiş birçok mikro organeller=yapı tanecikleri, yapı elemenları yer alırlar. Hücre dünyasındaki yolculuğun ana yolları kabaca böyle. Hücre zarı, onun içinde hücre sıvısı (sitoplazma), hücre sıvısının (sitoplazmanın) orta yerinde çekirdek bulunuyor...</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gözümüzün önüne içi yoğurt dolu bir kabı getirelim. İrili ufaklı on, onbeş çakıl taşı, misket, fasülye, nohut&nbsp;benzeri maddeleri yoğurdun içine serpiştirelim. Bunlardan irice olan bir tanesini ortaya yakın bir yerde olduğunu var sayalım. Yoğurdumuzun kabını hücrenin zarı, yoğurdun tamamı hücre sıvısı (sitoplazması), içindeki diğer küçük maddeleri hücre sıvısı tanecikleri (sitoplazmik tanecikler) olarak düşünelim. Ortaya yakın olan irice olanını da çekirdek kabul ettiğimizde bir hücre modeli oluşturmuş oluruz. Gerçekte bu oluşturduğumuz hücre modelini çıplak bir gözle baktığımızda göremeyiz. Bunu görebilmek için elektron mikroskopları kullanırız. Mikroskoplar gözle görülemeyen cisimleri büyütüp daha iyi göstermeye yarayan ve merceklerden oluşmuş bir alettir.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi, yoğurdun içindeki maddelere yakından bakalım. Hücredeki sıvı içi (sitolojik) bulguların neler olduğunu algılayalım, öğrenelim. Şu anda hepimiz nefes alıp veriyoruz. Yani solunum yapıyoruz. Hücre içindeki MİTOKONDRİLER=KÜÇÜK DAİRESEL İPLİKSİ TANELER= olmasaydı soluyamazdık. Bu küçük halka şeklindeki ipliksi taneler, yani mitokondriler , hücrenin enerji fırınlarıdır, santralleridir, enerji depolarıdır. Taşıdıkları protein molekülleri (enzimler, fermentler) ile şekeri (glukoz-glikoz) yakarlar ve böylece enerji sağlarlar. Böylece hücre sıvısı içindekilerden birini tanıyarak sıranın ikinciye geldiğini görüyoruz.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkincisi&nbsp;yaklaşık 80 kadar çeşitte protein içeren ve hücrelerde belirli bir işlevi olan hücre organeli RİBOZOMLARDIR. (Ribonükleik asit-RNA- ve Protein içerirler.) Canlılarda yapı elemanı, hormon, enzim, elektron ya da madde taşıyıcısı olan PROTEİNLERİN, basit yapılı moleküllerden, karmaşık yapılı maddelerin oluşumunda (SENTEZLENMESİNDE) görev alır bu RİBOZOMLAR.&nbsp;Hani besin maddelerini sayarken; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su ve madensel tuzlar, vitaminler deriz ya. İşte bunlardan proteinlerin moleküllerini karmaşık yapılı maddelere dönüşümünü RİBOZOMLAR yapar.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yoğurt kabımızdan iki madde eksildi. Bunlar MİTOKONDRİLER ve RİBOZOMLAR.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font color="#ff6600">&nbsp;Bu günlük bu kadar. Bir sonraki buluşmamıza kadar hoşçakalın, sevgiler...&nbsp;&nbsp;</font></font></i></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>16 Apr 2008 18:07:35 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007555229</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>Biyoloji Bilgileri</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007550475</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <b><i><font size="4" color="#ff6600">MERHABA ''HÜCRE''</font></i></b><p><b><i><font size="4">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font color="#009900"> İnsanlar neden hep insanlara, kediler kedilere, kuşlar kuşlara, filler fillere, geçmişte kalan dinazorlar dinazorlara, barışı simgeleyen zeytin ağaçları zeytinlere, güzelim kırpapatyaları papatyalara ve daha birçokları kendilerine benzerler. Hiç düşündünüz mü?</font></font></i></b></p><p><b><i><font size="4" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sizler hiç lalenin tavşan olduğuna, kuzucuğun iğde ağacına dönüştüğüne, çam ağacının odunundan at, katır ya da eşek olduğuna şahit oldunuz mu?</font></i></b></p><p><b><i><font size="4" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hiçbir insanoğlu bunlara benzer şeylere şahit olmadı. ''Her bir canlı kendine benzer.''&nbsp; Bu gerçeği aklımıza ve defterimize yazalım.</font></i></b></p><p><b><i><font size="4" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her canlı mutlaka kendine benzer gerçeği, bir sır küpünde saklıdır. Bu sır küpü HÜCREDİR. İkibin sekiz miladi takvimine göre, üçyüz kırk bir yıl önce bu sır küpüne ulaşan, kapılarını aralayan, bilinmezlere yolculuğu başlatan biliminsanı Robert Hooke olmuştur.</font></i></b></p><p><b><i><font size="4" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sır küpü olan hücrenin içinde başka küçük sır küpleri vardır. Kutu içinde kutu ve daha küçük kutucuklar iç içe meraklandırır bilimcileri. Biliminsanlarının merakı, sorular sordurur kendilerine. Neden? Niçin? ve Nasıl?</font></i></b></p><p><b><i><font size="4" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunlardan sevgili Robert Hooke şişe mantarından minicik bir parçayı Mikroskop altında incelediğinde, içinde odacığa benzer birçok yapı gördü.&nbsp; Ve bu gördüklerine HÜCRE adını ilk&nbsp;O verdi. Çok odalı bir evin odaları gibi duvarlarla birbirinden ayrılmış odalar. Odalara girmek için yeni kapılar olmalı başka sır küplerine, yani onların içindeki hazinelere ulaşmak gerekir.</font></i></b></p><p><b><i><font size="4" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bilim insanları bu hazinelere ulaşırlar ve onları&nbsp;insanlığın paylaşımlarına, hizmetine sunarlar.</font></i></b></p><p><b><i><font size="4">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font color="#ff6600"> Bir sonraki şifremiz ''Stoloji'' de buluşmak üzere hoşçakalın, sevgiler...</font></font></i></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>16 Apr 2008 11:57:41 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007550475</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>ANKARA &#199;&#304;&#286;DEM&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007528114</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/75/26/5000000007526081.gif?-1094901806" > <p><br><b><i>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font size="3" color="#006600"> </font></i></b><font size="3" color="#006600">- </font><b><i><font size="3" color="#006600">Senin adına botanik dilinde Crocus ancyrensis diyorlar. Latince Ankara'nın adı Ancyra'dır. Soyadın ancyrensis yani ''Ankaralı'' demek olduğuna göre, senin adın ''Ankara çiğdemi''dir. Sana bu adı kim verdi? Ankara'dan başka yerlerde yetişmez misin?<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Benim adım, soyadı kanunundan eskidir. Biz Ankara'nın eski yerlisiyiz. Daha eski Ankara kurulmadan, hatta buralara ademoğulları bile ayak basmadan biz bu yamaçlara, Etlik'e, Keçiören'e, Hüseyingazi'ye, Teke Dağı'na, Çal Dağı'na, Çankaya sırtlarına yerleştik. Oldum olası buralıyız. Fakat yalnız Ankara'ya yerleşip kalmadık; bütün Anadolu'ya yayıldık. İstanbul'a kadar gidenlerimiz bile var. Yüz yıl kadar önce Herbert adlı bir İngiliz, şimdi üzerinde evler biten şu karşıki Kocatepe sırtlarında bizlerden birkaç baş topladı. İngiltere'ye götürdü ve bizi Spofforth'ta yetiştirdi. O, bizi Kırım Yarımadası'nda yetişen ve bize çok benzeyen Crocus angustifolius sanıyordu. Fakat bizim cinse çok merak sardıran Herbert'in hemşerisi G. Mav, hısım akrabamızı dünyanın dört tarafından toplattı. Ona o zamanlar İngiltere'nin Ankara konsolosluğuna vekalet eden Bayan Gatheral buradan, Sivas'taki Amerikan misyoneri rahip A. W. Hubbard da oradan bizim soğanlarımızdan gönderdi. Bir başkasından Bayan Danfort'un 1876'da bizi Maraş'taki Ahır Dağı'nda ve Kayseri'deki Erciyes Dağı'nda gördüğünü işitti. Bayan Baker ona Londra yakınındaki Kew Krallık Müzesi'nde Lady Liston'un İstanbul civarından topladığı bitkiler arasında bizim de bulunduğumuzu haber verdi. G. Mav, bunları vuruşturduktan sonra seksen kadar akraba türden mürekkep olan cinsimizin güzel bir monografisini yaptı. Bizim Kırım çiğdemiyle bir olmadığımızı anlayan ilk botanikçi o oldu. Bize Crocus ancyrensis adını veren de odur. Hülasa bizi burada tanıyan yoktu, ama ünümüz önce İngiltere'de, daha sonra da Fransa'da yayılmıştı. Çünkü Bay P. E. Botta da buradan Paris'e bizim soğanlarımızdan götürmüş ve bizi Paris Nebatatlar Bahçesi'nde yetiştirmişti. İşte o zamandan beri ben bütün dünyada Ankara çiğdemi diye anılırım. Hem biz kişizade bir ailedeniz. Safran da bizim cinstendir. Bilir misin, bir zamanlar ticareti ne kadar rağbette idi? 15. yüzyılda bizim safrana hile katanların cezası idamdı. Hatta 1449'da Almanya'da safrana başka şeyler katarak satan Friedenkern adlı bir vurguncu safranı ile beraber cayır cayır yakıldı.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Peki, adını sanını, soyunu sopunu öğrendim. Siz buralara nereden ve ne zaman geldiniz?<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Geçmişi bırakalım. Demin dedim ya, biz buralara göçeli çok oldu. Dünyanın büyük bir kısmını kaplayan buzlar erir erimez biz buralara yerleştik. hatta o zamanlardan kalma alışkanlıkla sıcaktan pek hoşlanmam. Onun için kışın sonunda, baharın önünde açarım.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font color="#cc0000">&nbsp; KAYNAK; TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları 112</font></font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600"><font color="#cc0000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anadolu Manzaraları,&nbsp;&nbsp; Hikmet Birand<br></font><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font color="#000000"> Bu kesit; kitabın tanıtımı amaçlı olduğundan, izin alınmamıştır.</font></font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font color="#993399"> KAZDAĞI'NDAN SEVGİLERLE....</font></font></i></b></p>Kategori: <a href="http://www.azbuz.com/articleCategories.jsp?id=571" target="_blank" class="pageLinks"><b><font color="#666666">Doğa</font></b></a><br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="http://www.azbuz.com/articleCategories.jsp?id=1003" target="_blank" class="pageLinks"><b><font color="#666666">Doğa &gt; Bitkiler</font></b></a> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>14 Apr 2008 11:25:02 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007528114</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>TOPRA&#286;IN D&#304;L&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007488388</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p><font size="3" color="#006600">&nbsp;</font><b><i><font size="3" color="#006600"><font color="#cc0000">DR, LOWDERMILK</font>, yüzlerce, hatta binlerce yıldır tarım yapılan toprakları incelemiş; toprak erozyonu ve arazi kullanımı konularında, bu topraklarda eskiden yaşamış olan medeniyetlerin birikiminden faydalanmanın yollarını aramıştır.<br>&nbsp;Araştırmaları sonucunda, toprak erozyonu, ormansızlaşma, aşırı otlatma, ihmal ve çiftçilerle çobanlar arsındaki çatışmaların, imparatorlukların yıkılmasına ve medeniyetlerin yok olmasına neden olduğunu saptamıştır. Aynı zamanda, teraslama, ürünlerin dönüşümlü ekimi ve diğer toprak koruma yöntemleri gibi araçların yardımıyla, kaynaklar dikkatli kullanıldığında, toplumların zenginleştiğini gözlemlemiştir.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;<font color="#cc0000">TOPRAK YALAN SÖYLEMEZ</font>; insanoğlunun onun üzerinde bıraktığı izleri taşır. Uluslar, hatta medeniyetler tarafından bırakılan izleri, toprağın dilinden birazcık anlayanalar kolayca okuyabilirler.<br>&nbsp;İnsanlığın yüzyıllar süren toprakla uyum halinde bir yaşam kurma çabası, bu uzun yolculuğunda geride bıraktığı yıkıntı ve harabelerden de anlaşılacağı gibi, başarıdan çok başarısızlık örnekleriyle doludur. Geçmişteki bu iyi ve kötü deneyimlerden yararlanıp, bunların sonuçlarını göz önünde bulundurarak hareket edersek, daha sağlıklı yarınlara ulaşabiliriz.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;<font color="#cc0000">YİYECEK UĞRUNA VAZGEÇİLEN ÖZGÜRLÜK<br></font>&nbsp;Barıştan ve sevgiden yana olan insanlar neden böylesine tehlikeli bir dünyada yaşıyorlar?<br>&nbsp;Dünyayı tehlikeli kılan, Toprak Ana'nın bize sunduğu gıda ve diğer gereksinim duyduğumuz maddelerin değiş tokuşuna getirilen sınırlamalardan kaynaklanan mahrumiyet korkusudur. Geçtiğimiz yüzyılda endüstrileşmenin izleri öylesine derin olmuştur ki, bunların geleceğimizi etkileyeceği şüphesizdir.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;Modern endüstrinin gereksinimi olan maddeler, dünyanın farklı yerlerinden elde edilir. Bunlar her ulusun kullanımına eşit olarak dağılmış durumda değillerdir. Gıda ve hammadde ihtiyacındaki eşitsiz artış, uluslararası ilişkilere baskı ve kısıtlamalar getirir. Uluslararası ilişkileri yürüten hırslı liderler ise, gıda ve hammadde kaynaklarını güç kullanarak kontrol etmeye çalışırlar. İnceden inceye hesaplanıp, uzun zaman sürdürülen savaşlar, işte bu maddelerin ele geçirilmesi uğruna çıkarılmıştır.<br>&nbsp;Savaşlar bu anlaşmazlıkları çözemedi. Sorunlar, sonradan feci biçimlerde ortaya çıkarılmak üzere, bir süre için ertelendi. Kalıcı çözümlere ulaşmanın yolları başkadır. Örneğin, insanların savaşa girmedeki isteksizliğine güvenebiliriz, zira insanları savaşa iten, savaşa gitmezlerse başlarına daha kötü şeylerin geleceği korkusudur. Bu korkuların nedeni gerçek de olabilir, onlara propaganda aşılanmış olması da mümkündür.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;İnsanların toprakla adil bir ilişki kurması, toprağın sömürülmesiyle değil korunmasıyla, kaynakların israfıyla değil, yeryüzündeki üretici güçlerin iyileştirilmesi ve gıda ve hammaddelere ulaşımın kolaylaştırılması ile sağlanır. Eğer ''medeniyeti'' Kuzey Afrika'yla Yakın Doğu'yu 13 yüzyıldır mahveden türden bir çöküşten korumak istiyorsak, toplumca sömürü ekonomisinden uzaklaşıp, koruma ekonomisine doğru ilerlemeliyiz.<br><br>&nbsp;Şimdi, insanın toprakla kurduğu ilişkinin temellerine geliyoruz. 1939'da Çin'deki açlık üzerine yapılan çalışmalarda, herşeyin yiyecek maddeleri karşılığında alınabildiği görülür.Ne yazık ki son Dünya Savaşı, bu acı gerçeğin ulaştığı nihayi noktayı bize gösteriyor. Ülkeler, istila ettikleri topraklardaki insanlara boyun eğdirmek için gıda maddeleri dağıtımını kontrolleri altına almışlardır. Eminizki mecbur kalsak bizler de yiyecek uğruna özgürlüğümüzden vazgeçeriz. Hiçbir şey yiyeceğin yerini tutamaz. <br>&nbsp;Yiyecek uğruna nelerden vazgeçebileceğimizi gördükten sonra, bir de yiyecek sayesinde neler alabileceğimize bakalım. Para sadece gereksinimimiz olan yiyecek ve diğer maddeleri değiş tokuş yoluyla elde etmemizi sağlayan bir semboldür. Medeniyetimizin temelini oluşturan iş bölümü gıda gereksiniminden doğmuştur.<br>&nbsp;Topraktan artı mahsül sağlanması insanlara gıda maddeleri üretmekten başka işlere ayıracak zaman verdi. Bu durum da medeniyetin ilerlemesine ve iş bölümünün daha karmaşık bir yapıya kavuşmasına yol açtı.<br>&nbsp;İhtiyacımız olan diğer şeyleri, giyecek, korunma ve birtakım hizmetleri, bu karmaşık iş bölümü sayesinde elde ederiz. Ancak bunun için, gerekli hammaddelerin var olması ve böylece gıda üretiminin sağlanması gereklidir.<br>&nbsp;Gıda ve su topraktan gelir. Toprak bilgili ve çalışkan olanı ödüllendirir, cahil ve tembel olanı da merhametsizce cezalandırır. Karmaşık sosyal yapımızın temelinde çiftçilerle toprak arasındaki bu ortaklık yatar.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;<font color="#cc0000">SONUÇ OLARAK;</font></font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;''Kutsal toprakları, sadık bir kahya gibi, tüm kaynakları ve üretkenliği muhafaza edilmiş bir halde sizden sonra gelenlere intikal ettireceksiniz. Topraklarınızı erozyondan koruyacak, sularınızın kurumasını önleyecek, <font color="#cc0000">ORMANLARINIZA SAHİP ÇIKACAK, </font><font color="#006600">çayırlarınızın sürüleriniz tarafından aşırı otlatmaya </font>maruz kalmasına izin vermeyeceksiniz ki, sizden sonra gelenler de bu bolluklardan faydalansınlar. Eğer bunu yapmazsanız, meyve bahçeleriniz taş yığınları haline gelecek ve soylarınız giderek yok olacak. Kalanlar da fakirlik içinde yaşayıp yeryüzünden silinip gidecekler.''</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp;<font color="#cc0000"> KAYNAK; </font><font color="#ff6600">Toprağın 7000 Yıllık Öyküsü&nbsp;&nbsp; W.C Lowdermilk<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TEMA Vakfı Yayınları 22</font></font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<font color="#993399"> KAZDAĞI'DAN SEVGİLERLE...</font></font></i></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>11 Apr 2008 16:36:35 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007488388</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>YA&#350;AM PATENTLENEMEZ</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007470935</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <p><font size="4" color="#cc0000">Not: Bu metin GDO'ya Hayır </font></p><p><font size="4" color="#cc0000">Platformu, Genetiği Değiştirilmiş </font></p><p><font size="4" color="#cc0000">Organizmalar Deklerasyonu'nun </font></p><p><font size="4"><font color="#cc0000">özetidir. Metnin tamamı için</font> </font><a href="http://www.gdoyahayir.org/deklerasyon/doc/deklerasyontammetin.htm" target="_blank" class="pageLinks"><b><font size="4" color="#78b41e">buraya</font></b></a><font size="4"> <font color="#cc0000">tıklayınız. </font></font></p><p><font color="#006600"></font><font color="#006600"></font><font color="#006600"></font><font color="#006600"></font><font color="#006600"></font><font color="#006600"></font><font size="4" color="#006600"><b>Yaşam</b></font></p><p><font color="#006600"><font size="4"><b>Patentlenemez</b> </font></font></p><p><font color="#006600"><font size="4"><b><i>SEVGİLERLE,&nbsp; DOĞADAN BAKIŞ</i></b><br></font></p></font> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>10 Apr 2008 07:42:16 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007470935</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>D&#220;&#350;&#220;NCEN&#304;N SESLEN&#304;&#350;&#304;</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007273500</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <b><i><font size="3" color="#cc6600">DÜNYA cennetini cehenneme çeviren Ademoğluydu. Gittiği her cenneti de cehenneme çevirebilirdi.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sizin tarih dediğiniz şey, olayları tarih sırasına koymaktan öteye gitmiyor. Olaylar hakkında kronolojik sıralama yapmak tarihi anlamak için yeterli değildir.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Asıl tarih; olayların mantık ve felsefe süzgeçinden geçirilmesiyle elde edilen sonuçların içerdiği değişimlerdir.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunların farkına varılmadığından her ulus, her devlet düşmanını arar. Ya da saldıracak yer arar, saldırır düşman kazanır. Düşman sayısı ikiye çıkar devlet ulus olarak. Birde bakarsınız ki düşmansız devlet kalmaz dünya yüzünde. Düşman devletlerin insanlarıda ister istemez düşman olurlar birbirlerine habersizce yoktan var edilmiş gibi.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeni doğmuş bebekler bile düşman doğar bir başkası için. Düşünsenize;</font></i></b> <p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; YENİ DOĞMUŞ BEBEKLERİN BİLE DÜŞMANI VARDIR.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Düşünsenize;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ana karnındaki bebekler bile düşmandır birbirleri için.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Düşünsenize;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Henüz ana rahmine düşmemiş torunların bile düşmanı olacaktır.<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Düşünsenize;<br>&nbsp;&nbsp;&nbsp; ''Biz atalarımızdan böyle gördük'' &nbsp;uğruna uygarlıkların günümüze uzanmış izlerinden, uzantılarından başka bir şey bulamazsınız. Sizin çağınızda geçmişte kalacaktır. Aynı düşünce tarzı sürdükçe bırakabilecekleriniz kan ve gözyaşı olacaktır. Çünkü aldığınız miras öyledir.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; .....Alemler sevgi tohumlarıyla doludur.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; .....Alemler bembeyaz ruhlarla doludur.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; .....Alemler barış tohumlarının yeşereceği alanlarla doludur.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; .....Haydi ayağa kalk insanoğlu. Hala ayakta uyumaktasın.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Günümüzde, Gelibolu Yarımadası'nda yapılan törenlere, Fransa, Almanya, İngiltere, Avustralya, Yeni Zellanda, Hindistan, İrlanda, Güney Afrika ülkeleri katılmaktadır. DÜNYA'DA BÖYLE BİR TÖRENİN EŞİ BENZERİ YOKTUR. OLMAMIŞTIR. Törenin fiziksel gösterilerinin ötesine geçmenin zamanıdır. Savaşın ve savaşların gerçek felsefesi burada yaşamaktadır. Dünyanın cennet geleceği için, savaşsız bir dünya için başlangıç mekanı ve tarihi için önemli ÖRNEK BİR OLAYDIR.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda Dünya çocukları Türkiye'de bir aradadır, yan yanadır, iç içedir.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; BU OLAYIN DÜNYA'DA EŞİ VE BENZERİ YOKTUR.</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dünyanın her coğrafyasına ekilecek barış tohumlarını bu çocuklar ekebilir. ONLARA BARIŞ TOHUMLARINI VERMEK BÜYÜKLERE DÜŞER....</font></i></b></p><p><b><i><font size="3" color="#cc6600">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ALINTI, Sekuraltı FELSEFE&nbsp;&nbsp; Hüseyin ERGÜL&nbsp; Yaz Yayınları 2005<br></font></i></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>24 Mar 2008 18:18:32 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000007273500</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>DO&#286;A VE &#199;EVRE</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006393228</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><object width="300" height="80"><param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/2iXcvxJyEY"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://media.imeem.com/m/2iXcvxJyEY" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="80" wmode="transparent"></embed></object> <b><font color="#cc0000">HEPİMİZ BERABER BUNUN İÇİNDEYİZ</font></b> <p><b><font size="3"></font></b><br>&nbsp;&nbsp; <b><i><font size="2" color="#009900">ÇEVRE, son günlerde sık sık duyduğumuz bir sözcük. Birçok TV programında ve makalelerde, dikkatsiz insanların ve bazı işletmelerin çevreye nasıl zarar verdiklerinden bahsediliyor. Çok fazla çöp üretiyor ve havaya zehirli kimyevi maddeler saçıyoruz. Fakat çevre tam olarak nedir ve nerededir?<br>&nbsp;&nbsp; Sabahleyin yatağınızdan kalktığınızda, çevrenizde bulunuyorsunuz. Yatağınız, odanız ve tüm eviniz, çevrenizin bir parçasıdır. Ailenizin diğer üyeleri de çevrenizin bir parçası sayılır. Aslında canlı ya da cansız etrafınızdaki her şey çevrenizi oluşturur. Yaşadığınız toplum ise, sizi saran büyük bir çevredir. <br>&nbsp;&nbsp; Çoğumuz şehirlerde ya da kasabalarda, tahtadan, tuğladan veya beton evlerde yaşarız. Yiyeceklerimizin ve giysilerimizin büyük bir kısmını dükkanlardan satın alır, arabaya biner ve televizyon seyrederiz. Biz insanlar, makineler icat edecek ve yaşadığımız yeri planlayıp, inşa edecek kadar zekiyiz. Yine de, halen DOĞANIN BİR PARÇASI OLDUĞUMUZU sık sık unuturuz.<br>&nbsp;&nbsp; Derin bir nefes alın. Böylece ciğerlerinizi havayla doldurdunuz. Bu havanın bir zamanlar başka insanların, köpeklerin, kuşların, ağaçların ve uçan böceklerin içinde olduğunu biliyormuydunuz? Dünyanın çevresinde dolaşan bu havayla soluk alır ve veririz. Bu da HAVAYI, DÜNYADAKİ DİĞER TÜM HAVA SOLUYAN CANLILARLA PAYLAŞTIĞIMIZI GÖSTERİR.<br>&nbsp;&nbsp; Musluğu açın ve sudan biraz için. Bu suyun, bir zamanlar gökteki bulutların bir parçası olduğunu biliyormuydunuz? Bir kısmı ormandaki ağaçlarda, bir kısmı yerin derinliklerinde ve bir kısmı da nehirlerde, ırmaklardaydı. Su, sonsuz olarak devirdaim yapar.<br>&nbsp;&nbsp; Buzdolabınızı ya da mutfak dolabınızı açıp yiyeceklere bakın. Et, yumurta, süt, ekmek, şeker ve meyve, hepsi de bir zamanlar canlı olan bitki ve hayvanlardan gelir. GERÇEKTE YEMEK İÇİN KULLANDIĞIMIZ HER ŞEY, BİR ZAMANLAR CANLIYDI.<br>&nbsp;&nbsp; Şimdi de evinizdeki eşyaları düşünün. Pamuk örtüler, bir bitkinin tohumundan gelir. Yünlü battaniye, koyunun kılından yapılmıştır. Kağıt ve odun, ağacın bölümleridir. Ocak veya arabanın çalışması için gereken yağ ve gaz, milyonlarca yıl önce yaşamış bitkilerden gelir. Doğa olmasaydı, bizi sıcak tutacak hiçbir barınağımız ve karnımızı doyuracak şeylerimiz olmazdı. Gerçekte, burada bile bulunamazdık.<br>&nbsp;&nbsp; Sizin de gördüğünüz gibi, yaşamımızdaki en önemli şeyler için DOĞAYA BAĞIMLIYIZ. Birçok şeyler inşa etmemize ve keşfedebilmemize rağmen, hala diğer HAYVAN ve BİTKİLERLE BİRLİKTE DOĞAL DÜNYAYI PAYLAŞIYORUZ. Bu dünyadaki BÜTÜN CANLILAR BİRBİRİNE BAĞLIDIR ve BİRBİRLERİNE GEREKSİNİMLERİ VARDIR....</font></i></b></p><p><b><i><font size="2" color="#009900">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</font></i></b><b><i><font size="2" color="#009900">&nbsp;&nbsp; <font color="#33ccff">KAYNAK: ÇEVREYE BAKIŞ Şule Yayınları No: 1</font></font></i></b></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>28 Jan 2008 15:14:23 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006393228</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>YA&#350;AYAN D&#220;NYA</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006339209</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> &nbsp;&nbsp;<font size="2"> </font><b><i><font size="2" color="#006600">Uzaydan bazı zeki ve meraklı ziyaretçilerin gelip, dünyaya baktığını farzedin. Dünyanın iki tür şeye bölündüğünü hemen farkederlerdi: Canlı ve cansız. Yaşayan dünya hayvanlardan, bitkilerden ve mikroorganizmalardan meydana gelir. Cansız dünya ise kayalardan, hava, su vs.'den oluşur.<br>&nbsp;&nbsp; Çoğunlukla neyin canlı, neyin cansız olduğunu söylemek oldukça kolaydır. Taş cansızdır, tavşan ve ağaç ise canlı. Peki ya mercan parçası? Yakından bakarsak, mercanın bir kısmının kaya kadar sert, cansız maddeden oluştuğunu görürüz. Fakat içindeki boşluklarda ufak hayvanlar vardır. Böylece mercanın hem canlı, hem de cansız olduğunu söylemek zorunda kalırız.<br>&nbsp;&nbsp; Peki uzaydan gelen ziyaretçilerimiz, canlı ile cansız arasındaki farkı nasıl ayırt edeceklerdi? Zeki ve meraklı olduklarına göre, dünyadaki en ufak organizmaları büyültmek için (bu ufak canlıları büyük göstermek için) özel aletlerini kullanırlardı. Böylece nasıl yapıldıklarına dikkatle bakabilirlerdi. Görecekleri şey, her mikroorganizmanın çevresinde (dünyalı bilimadamlarının zar diye adlandırdığı) bir duvar olduğudur. Bu zar, organizmanın içini dış dünyadan ayırır.<br>&nbsp;&nbsp; Zar ve içindeki her şeye ''HÜCRE'' denir. Bir organizma (herhangi bir canlı varlığı oluşturan organların,uzuvların ya da elemanların bütünü), bir hücreden ya da birçok hücreden oluşabilir. Örneğin ortalama bir yetişkinin vücudunda 100.000.000.000.000 (yüz trilyon) hücre vardır. Bir hücre, iki eş hücre meydana getirmek üzere bölünebilir. Aslında büyümemiz böyle gerçekleşir. Büyüdükçe elleriniz, ayaklarınız ve vücudumuzun diğer bölümleri büyür, çünkü hücreleriniz bölünüyor.<br>&nbsp;&nbsp; Hüre zarında, tıpkı bir evin duvarı gibi, birtakım şeylerin girip çıkmsı için ''kapı'' ve ''pencere''ler vardır. Hücre, zarı yoluyla, gereksinim duyduğu kimyevi maddeleri alarak büyür ve sağlığını korur. Artık maddeler de zar yoluyla hücreden dışarı atılır. Hücreler, aşağı veya yukarı hareket eder, soğuk ya da sıcak, karanlık ya da aydınlık gibi, çevrelerinde oluşan değişikliklere tepki gösterebilirler. Yiyecekleri kullanır ve zehirleri atmaya çalışırlar. Hücrelerden yapılmış canlılar, bunların hepsini yapabilir. Cansızlar ise yapamaz.<br>&nbsp;&nbsp; Dünyada milyonlarca tür canlı-bitkiler ve hayvanlar- vardır. Üreyebilen (aynı türden döl verebilen) her bitki ya da hayvan tipine ''TÜR'' denir. Dünyada kaç tane tür vardır? Bilimadamları bu sayıyı 10 ile 30 milyon arasında olduğunu düşünüyorlar. Şu ana dek 1.4 milyon dolayında tür bulunmuş ve adlandırılmıştır. Fakat özellikle okyanuslarda ve tropik yağmur ormanlarında, keşfedilmeyi bekleyen daha birçok tür bulunduğunu biliyoruz.<br>&nbsp;&nbsp; Kanada'da 2- 2.5 dönüm orman alanında 10 ile 20 arasında değişik türde ağaca rastlarız. Güney Amerika'da Amozon Nehri kenarındaki bir yağmur ormanında ise 300 tür ağaç bulunabilir. Bir bilimadamı, Peru'daki tek bir yağmur ormanı ağacında , tüm İngiltere'deki kadar birçok farklı türde karınca bulmuş. Fakat insanlar şimdi yağmur ormanlarını o kadar hızla kesiyorlar ki, birçok tür ortadan kalkıyor. Yani bilimadamları tarafından keşfedilmeden önce dünyadan sonsuza dek yok oluyorlar!<br>&nbsp;&nbsp; Ya değişik bitki ve hayvan grupları sayıları? Bilimadamları 1.4 milyon türün 250.000'inin bitki olduğunu bulmuş ve adlandırmışlar. Türleri omurgalılar, yani sırt kemiği olan hayvanlar oluşturuyor. Türlerin geri kalanını ise mikroorganizmalar, mantarlar ve omurgasızlar, yani denizyıldızı, süngerler, kurtçuklar ve mürekkep balığı gibi hayvanlardır.<br>&nbsp;&nbsp; Omurgalıların 25.000 kadarı balıklar, 9000'i kuşlar, 4000'i sürüngenler, 3500'ü amfibyumlar (hem suda, hem de karada yaşayan hayvanlar) ve 4300'ü memelilerdir.<br>&nbsp;&nbsp; Böceklerin sayıca omurgalılara nazaran çok fazla olduğunu görebilirsiniz. Aslında dünyadaki hayvan türlerinin yüzde 90'ından fazlasını böcekler oluşturur. Böcek türlerinin sadece binde birden azı insanlara zararlıdır. Böceklerin dünyada önemli bir yeri vardır. Bitkilerin büyümesine yardım eder, birçok hayvan için besin görevi görürler. Bunun yanısıra bir kelebeğe ya da uğurböceğine yakından baktığınızda, böceklerin harika ve genellikle çok güzel canlılar olduğunu görürsünüz....</font></i></b><p><b><i><font color="#006600"><font size="2">&nbsp;&nbsp;<font color="#339999">&nbsp; KAYNAK: ÇEVREYE BAKIŞ&nbsp; Şule Yayınları No: 1</font></font></font></i></b></p><p><b><i><font size="2" color="#006600"></font></i></b>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>25 Jan 2008 11:19:59 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006339209</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>A&#287;a&#231; Sevgisi</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006332730</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <b><i><font size="1"><p><font size="2" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Onlar bizden çok daha büyük canlılardır. Bizden çok daha uzun bir süre -bazen yüzyıllar ve hatta binlerce yıl- yaşayabilirler. Hep etrafımızda dururlar fakat hiç konuşmazlar. Endişelenmeyin, yabancı yaratıklardan değil, ağaçlardan bahsediyorum! AĞAÇLAR DÜNYADAKİ EN YAŞLI CANLILARDIR. Eski Mısır'daki piramitler yapılırken büyüyen ve henüz yaşayan ağaçlar var. Ağaçlar konuşabilselerdi, kimbilir ne hikayeler anlatırlardı....</font></p><p><font size="2" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şehirlerde ağaçları çeşitli yerlerde, sokaklarda, avlularda, parklarda görürüz. FAKAT BUNDAN SADECE BİRKAÇ YÜZYIL ÖNCE Kuzey Amerika'nın büyük bir kısmı dev bir ormandı. Bir zamanlar Avrupa'nın tamamı ve Afrika, Hindistan ve Çin'in çoğunluğu da sık ormanlarla kaplıydı. Bugün dünyanın sadece yüzde 30'u ormanlarla kaplıdır. Ve bu miktar da hızla azalmaktadır. Her geçen&nbsp;DAKİKA 20 futbol sahası kadar büyüklükte tropik yağmur ormanı kesiliyor ya da yakılıyor....</font></p><p><font size="2" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ormanlar neden temizlenmeye çalışılıyor? Bunun bir çok sebebi var. Tüm dünyada ağaçlar evlere, karayollarına ve tren yollarına yer açmak için kesiliyor. Ekilecek toprağın az, nüfusun ise fazla olduğu fakir ülkelerde ağaçlar sebze ve hayvan yetiştirmek için kesilmekte. Orta Amerika'da yağmur ormanlarının dörtte biri, son 25 yıl içinde sığır yetiştirmek için temizlendi. Bu topraklarda yetiştirilen sığırların tümü sonunda Kuzey Amerika'daki çabuk yemek restaurantlarında hamburger haline geliyor. Bir çok ülkede ağaçlar, kereste, kağıt hamuru ve kağıt için kesiliyor. Gerçekte kağıt hamuru ve kağıt, bir çok ülkenin en büyük sanayi kolu....</font></p><p><font size="2" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ağaçlardan elde edilen kaç tane değerli şey aklınıza geliyor? Şöyle bir bakalım: elmalar, portakallar ve diğer bir çok meyveler. Ceviz, badem, hindistancevizi. Tahtadan iskemleler, masalar, duvarlar, yerler ve ayrıca oyun sopaları, kayaklar, tenis raketleri. Fakat liste bunlarla bitmiyor. Kahve, çikolata ve tarçın, karanfil ve tane hindistancevizi gibi baharatların ağaçlardan elde edildiğini biliyormuydunuz? Ayrıca ağaç kabuğu ve yapraklarından bir çok ilaç ve kimyasal madde yapılıyor....</font></p><p><font size="2" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ağaçlar, genellikle pek üstünde durmadığımız başka önemli şeyler de yapıyorlar. Dünyadaki hayvanların çoğu evlerini ağaçlara kurar. Orman sadece bir ağaç kümesi değildir. O harika, sürekli hareket halinde olan börtü böcekler, örümcekler kuşlar&nbsp;ve her türden memeliler topluluğudur....</font></p><p><font size="2" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; BÜYÜK YAĞMUR ORMANLARINA ''DÜNYANIN CİĞERLERİ'' DENİLİR. Havadaki karbondioksiti temizleyip, yerine oksijen ve su verirler. Büyük yağmur ormanları kesildiğinde, toprakta ve hatta havada değişiklikler olur. Ağaçlar giderse, daha az yağmur yağar. Bazı bilim adamları yağmur ormanlarının kesilmesinin, dünyanın iklimini değiştirerek daha sıcak ve kuru bir yer haline getireceğine inanıyorlar....</font></p><p><font size="2" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ağaçların oynadığı en önemli rol ise, herhalde kökleriyle toprağa tutunmalarıdır. Kötü fırtınalarda bile, ağaçlar genellikle ayakta kalırlar. Rüzgarı kırar ve diğer bitkileri, hayvanları korurlar. Kuru havada, ağaç kökleri toprağı tutar ve rüzgarla uçup gitmesini önler. Nemli havada ise, ormanlar büyük bir sünger görevi görürler. Ağaç kökleri yağmur suyunu hapseden toprağı tutarlar. Böylece su yavaş yavaş ve eşit bir şekilde akabilir. Fakat ağaçlar olmazsa, yağmur, akıntılara sebep olarak ve toprağı sürükleyerek bölgeyi çok çabuk yıkayıp geçer. TOPRAĞIN EN VERİMLİ OLAN ÜST TABAKASI DA SEL SULARI VE RÜZGARLA GİDER, BUNA EROZYON DENİR....</font></p><p><font size="2" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hiç sıcak bir yolda yürürken, birden ormana daldığınız oldu mu? Ağaçların altında havanın ne kadar serin olduğu hemen ilginizi çekmiştir. Yapraklı dalların meydana getirdiği örtü, sizi güneşin yakıcı sıcağından korur. Havayı derinizin üstünde nemli ve taptaze hissedersiniz. Minicik böceklerden sincaplara kadar yaşamın etrafınızda cıvıldadığını, ötüştüğünü görürsünüz.&nbsp; BÖYLECE ORMANLARIN, DÜNYANIN EN BÜYÜK HAZİNELERİNDEN OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA ANLARSINIZ....</font></p><p><font size="2" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; KAYNAK: ÇEVREYE BAKIŞ&nbsp; Şule&nbsp; Yayınları&nbsp; No: 1</font></p><p></font><font size="3" color="#003300"><font size="2">&nbsp;&nbsp;&nbsp; KAZDAĞLARI'NDA ALTIN MADENİNE HAYIR!&nbsp;&nbsp; ALTIN MADENİ KAZDAĞLARI'NIN ALTINDA DEĞİL, ÜSTÜNDE; HAVASINDA, SUYUNDA, TOPRAĞINDA, TOHUMUNDADIR. O DA BİZE YETER, ÇÜNKÜ DAHA DEĞERLİ VE SONSUZDUR</font>...</font></p><p><font size="3" color="#003300">&nbsp;&nbsp;&nbsp; LÜTFEN DİKKAT: PAYLAŞIMI&nbsp; ÇOĞALTALIM, GELECEĞE SAHİP ÇIKALIM</font></i></b></p>Kategori: <a href="http://www.azbuz.com/articleCategories.jsp?id=571" target="_blank" class="pageLinks">Doğa</a><br> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>24 Jan 2008 19:58:14 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006332730</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>SAVURGANLIK, TUTUMSUZLUK</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006327305</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp; Hiçbir ev kediniz, köpeğiniz ya da ufak papağanınız oldu mu? Ona bakmak için neler yapıyorsunuz? Tabii onu ilk önce beslemelisiniz. Sonra temizliğini de yapmalısınız. Kediye tuvalet için evde bir yer hazırlanabilir. Kedinin kendi tuvaleti olabilir. Köpek arka bahçenin belli bir köşesine gidebilir. Papağanın pisliği kafesin dibindeki kağıda düşer. Hiçbir zaman tuvalete gitmesi gerekmeyen bir hayvan ne hoş olurdu diye düşünüyorsunuz belki. Ama bu imkansız. Bütün canlı organizmalar, su ve yiyecek almalıdır ve hepsi de artık üretir. Bu vücut artıklarından kurtulamasalardı, artıklar onları zehirlerdi....</font><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şaşırtıcı olan şu ki, bir organizmanın artıkları, başka bir organizma için faydalı olabilir. Örneğin &nbsp;nefes verdiğimizde dışarı karbondioksit denilen bir gaz veririz. Bu, bizim ciğerlerimizin artığıdır. Fakat bitkilerin yaşamak için karbondioksite gereksinimi vardır. Bitkiler yapraklarından dışarı oksijen ''soluk verirler'', çünkü buna ihtiyaçları yoktur. Biz ise hayatta kalmak için oksijen soluruz....</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her yıl sonbaharda ağaçlar yaprak döker. Belki bahçenizden onları toplamak, sizin göreviniz. Peki ormrnlardaki düşen yapraklara ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Kimse onları toplamadığı halde yapraklar dağlar gibi birikmiyor. Bunun nedeni, yaprakların çürümesidir. Üstlerinde bakteri ve kurtçuklar büyür ve onları küçük parçalara böler. Bu parçacıklar kurtların, böceklerin ve bitkilerin besinidir.....</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ormanda bir tavşan öldükten sonra, bir karga gelip onu yemeye başlayabilir. Belki de sinekler üzerine yumurta bırakırlar veya diğer böcekler bazı parçalarını alıp taşırlar. Son olarak bakteriler vücudunu parçalara böleceklerdir. Ölü hayvanın içindeki bütün yararlı maddeler, sonuçta yaşayan hayvanlara ya da bitkilerin kullanabileceği toprağa gider....</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gezegenimizdeki yararlı şeyler SONSUZ DEĞİLDİR. Sadece çok fazla hava, su ve toprak vardır ve&nbsp;HER CANLI&nbsp;BUNLARI PAYLAŞMAKTADIR. Doğa, tekrar tekrar kullanarak her şeyi devridaim yaptırır. NE YAZIK Kİ, insanlar artıklarla her zaman ciddi olarak ilgilenmezler....</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanların çoğu kasaba veya şehirlerde, büyük gruplar halinde yaşarlar. Bu da tek bir yerde üretilen bütün artıklardan kurtulmanın özel bir sorun olduğu anlamına gelir. Bundan da ötesi, biz insanlar diğer yaratıklardan çok farklıyız, çünkü taştan, tuğladan, camdan, çamurdan ve metalden şeyler yapıyoruz. BUNLAR ORGANİK MADDELER GİBİ (bir zamanlar canlı olan maddeler) DEVRİDAİM YAPMAZLAR. Biz insanlar ayrıca dünyada daha önce hiç bulunmayan PLASTİKLER ve KİMYASALLAR GİBİ YENİ MADDELER DE YARATIRIZ. Genellikle doğada bu tür maddeleri PARÇALARINA AYIRARAK KULLANAN CANLILAR YOKTUR. Bu yüzden insanların ürettiği birçok çöp, çevrede birikiyor....</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eskiden insanlar fazla bir şey atmazlardı. İpleri ve kağıt torbaları yeniden kullanmak için bir kenara koyarlardı. Eski giysileri söker, en az yıpranmış kısımlarıyla çocuklara giysiler veya yatak örtüleri dikerlerdi. Kullanılmayacak durumdaki giysiler ise temizlik bezi olurlardı. Hemen herkes elinden geldiğince bu döngüye katılırdı. Günümüzde fakir ülkelerde, insanlar şimdi de çeşitli şeyleri tekrar tekrar kullanıyorlar....</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fakat son 35 yıldır, dünyanın birçok ülkesinde yaşayan insanlar, atılacak şeyler kullanmaya başladı. Bugün birçok şehir ve kasabada çöpleri koyacak yer bulunmuyor. ARTIKLARIMIZDAKİ BİRÇOK KİMYASAL MADDELER YAVAŞÇA TOPRAĞA, SUYA, HAVAYA SIZARAK ÇEVREYİ KİRLETİYOR, YAŞAMI TEHDİT EDİYOR....</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kuzey Amerika'da, evde yaşayan ortalama bir insan günde 1 kg. çöp üretiyor. Buna işyerindekilerin ürettikleri çöpleri de eklersek miktar günde 2 kg.'a yaklaşıyor. Peki nedir bu çöp? Bunun yüzde 37'si kağıt; yüzde 10'u cam ve yüzde 10'dan fazlası metaldir. Yüzde 9'u plastik, yüzde 8'inden biraz fazlası yiyecek ve yüzde 18'den biraz azı da bahçe atıklarıdır. Yiyeceklerin ve bahçe atıklarının&nbsp; çoğu kompost (gübre) yapılabilir. (yani biriktirilip kullanılabilir). Diğer şeylerin çoğu doğada tekrar devridaim yapılamasa da, insanlar artık onların nasıl parçalanıp, yeniden kullanılacağını biliyorlar. Kağıdı, camı ve metalleri nasıl tekrar kullanacağımızı biliyoruz; plastiği de eritip yeniden her türlü kullanma yolları araştırılıyor...</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Devridaim, üstelik son derece akla uygundur. Örneğin topraktan kazarak metali çıkartıp, sonra bunu alüminyum kutu haline getirmek çok fazla emek gerektirir. Fakat kullanılmış kutuları eritir ve metali yeniden kullanırsak, yeni kutuyu yapmak için harcadığımız emeğin yüzde 10'una ihtiyaç duyarız....</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün birçok şehir ve kasabada insanlar eski gazeteleri, cam kavonozları ve metal kutuları, özel yerlerde biriktirip, yeniden kullanıma veriyor. Devridaim para ve enerji tasarrufu sağlıyor, kirlenmeyi önlüyor, çevreyi kurtarıyor. Gelecekte hala temiz bir hava ve su bulabilmemiz bu gibi etkinliklere bağlı....</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; KAYNAK: ÇEVREYE BAKIŞ&nbsp;&nbsp; Şule Yayınları No: 1</font></p><p><font size="2" color="#006600">&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>24 Jan 2008 15:23:24 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006327305</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>Siz Ne Yiyorsan&#305;z O Sunuz</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006307898</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td> <font size="3" color="#006600">Sorması ayıptır derlerse de, dün akşam yemekte ne yediniz? Et, kuskus, makarna? Bunu tahmin etmek benim için oldukça zor, çünkü insanlar birçok farklı şey yiyebilirler. Yine de tarlaya gidip çimen otlamadığınızı, ya da suda yüzerek ağzınıza su bitkilerini doldurmadığınızı biliyorum....</font><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; Bütün hayvanlar -insanlar dahil- yemek yemek zorundadırlar. Yemek, vücutlarına yaşamak için gereksinim duydukları enerjiyi verir. Fakat farklı hayvanların farklı yakıta ihtiyacı vardır. Vücutları sadece bazı şeyleri sindirebilir. Diğerleri sindirim sistemlerinden öylece geçip gider veya onları hasta bile yapabilir....</font></p><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; Etoburlar, et yiyen hayvanlardır. Köpekbalıkları, aslanlar, kartallar ve ev kedileri etoburdur. Kedinizin fareleri ve kuşları öldürmemesini isteyebilirsiniz. Fakat onu bunun yerine sadece çalıfasülyesi ile besleyemezsiniz. Vücudunun ete ihtiyacı vardır. Hayvanları öldürüp yiyen etoburlara, yırtıcı hayvanlar denir. Yedikleri hayvana ise av denilir....</font></p><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; Bazı etoburlar, önceden ölmüş olan hayvanları yerler. Bunlara leş yiyiciler denir. Kargalar, akbabalar ve sırtlanlar leş yiyicidirler. Hiç, bir yol kenarında kargaların ölü bir hayvanın vücudunu didiklediğini görmediniz mi? Böyle bir görüntü, ürpermemize neden olabilir. Fakat leş yiyiciler olmasaydı, dünya hayvan cesetleriyle dolu olurdu....</font></p><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; Otoburlar ise, sizin de tahmin ettiğiniz gibi, bitki yiyen hayvanlardır. Fareler, inekler, tavuk türleri otoburdur. Bazı hayvanlar hem et, hem de bitki yerler. Bunlara her şey yiyenler denilir. Rakunlar, ayılar bu tür hayvanlardır. Siz hangisisiniz, etobur mu, otobur mu, yoksa her şey yiyen mi?</font></p><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; Hayvanlar ve bitkiler, sizin de hatırlayacağınız gibi, ekosistem denilen topluluklar halinde yaşarlar. Bir ekosistemdeki bütün canlılar besin zinciriyle birbirine bağlanmıştır. İşte size bir besin zinciri örneği: yenilebilir herhangi bir bitki düşünelim. Bu, bitkiyi yiyen bir çekirge. Bu, bitkiyi yiyen, çekirgeyi yiyen bir kurbağa. Bu, bitkiyi yiyen, çekirgeyi yiyen,kurbağayı yiyen&nbsp;bir yılan....</font></p><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; Bu besin zincirinin dibinde bitki bulunuyor. Zincirin sonunda ise ''üçüncü dereceden bir otobur'' var. Yani bir bitki yiyen çekirgeyi kurbağa yemiş, kurbağayı da yılan. İnsanlar besin zincirinin daima en üst noktasında mıdır? </font></p><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; BESİN ZİNCİRLERİ HER ZAMAN BİTKİLERLE BAŞLAR. Bunun nedeni, bitkilerin Güneş'in enerjisini kapıp, kendi besinleri haline getirebilen tek canlı olmalarıdır. Bitkinin besin yapma yoluna fotosentez denir. Fotosentez, iki Yunanca kelimeden gelir. Foto, ışık ve sentez de bazı şeyleri yeni bir şekilde biraraya getirmek demektir. Yeşil bitkilerin yapraklarında klorofil denilen özel bir kimyasal madde bulunur. Klorofil sayesinde bitkiler, karbondioksit ve sudan besin yapmak için güneş ışığının enerjisini kullanırlar. Bitkiler karbondioksiti havadan alır. İhtiyaç duydukları mineralli suyu ise genellikle topraktan temin ederler.</font></p><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; BİR BAKIMA BİTKİLER, DÜNYADAKİ TEK BESİNDİR. Enerji elde etmek için bütün hayvanlar ya bitkileri ya da bitki yiyen hayvanları yemek zorundadırlar. Bir hayvan besin zincirinin ne kadar yukarısındaysa, onu beslemek için o kadar daha çok bitkiye ihtiyaç vardır. Bir tarla dolusu yonca, 100 tane fare için yeterli olabilir - fakat fareler sadece, belki de iki baykuşa yeter. Bunun nedeni ne acaba? Besin zincirinin her ''halkasında'', zincirde biraz enerji kaybı olur. Örneğin bir farenin birkaç tutam yonca yediğini farzedin. Fare, yoncanın depolanmış enerjisinin bir kısmını alır. Fakat fare nefes alıp vererek ve etrafında koşturarak kendisi de enerji kullanır. Böylece baykuş fareyi yediğinde, farenin yoncadan aldığı enerjinin hepsine değil sadece bir kısmına kavuşur....</font></p><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; Enerji besin zincirlerinde devamlı kayba uğradığından, her zaman için Güneş'ten yeni enerjiye&nbsp;gereksinim vardır. Ve Dünya'nın da, Güneş'in enerjisini bizim ve diğer hayvanlar için besine dönüştürmesinde BİR ÇOK BİTKİYE GEREKSİNİMİ VARDIR.....&nbsp;</font></p><p><font size="3" color="#006600">&nbsp;&nbsp; KAYNAK: ÇEVREYE BAKIŞ&nbsp; Şule Yayınları No: 1</font></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>23 Jan 2008 12:23:42 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006307898</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>SICA&#286;I SEVEN YILAN (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000684302</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000684302&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000684302&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000684302&mode=e" flashvars="&config=41000000000684302&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>ISINAN HAVANIN YÜKSELMESİNİ ANLATAN GÖRSEL BİR OYUNCAK.</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>17 Dec 2007 14:56:31 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000684302</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>S&#304;H&#304;R ZAMANI -2- (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000668839</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000668839&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000668839&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000668839&mode=e" flashvars="&config=41000000000668839&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>KAYBOLAN PARA</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>5 Dec 2007 16:25:32 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000668839</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>sihir zaman&#305; (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000651735</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000651735&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000651735&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000651735&mode=e" flashvars="&config=41000000000651735&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>biraz sihirbazlık yaptık</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>21 Nov 2007 21:54:26 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000651735</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>SOFRA KURMA (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000407041</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000407041&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000407041&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000407041&mode=e" flashvars="&config=41000000000407041&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>KENDİM YAPARIMLARIMIZ ÇOĞALIYOR.GÜNÜN NÖBETÇİLERİ HERGÜN SOFRA KURMA DÜZENİ YARATIYORLAR..</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>30 Jun 2007 11:22:19 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000407041</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>YUVA YA&#350;AMI (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000384270</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000384270&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000384270&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000384270&mode=e" flashvars="&config=41000000000384270&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR!...</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>19 Jun 2007 16:32:21 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000384270</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>&#199;AMUR YAPIMI (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000382520</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000382520&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000382520&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000382520&mode=e" flashvars="&config=41000000000382520&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>KİL YAPIMI</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>18 Jun 2007 20:52:46 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000382520</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>BABALAR G&#220;N&#220; (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000379630</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000379630&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000379630&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000379630&mode=e" flashvars="&config=41000000000379630&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>TÜM BABALARIN BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN...</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>17 Jun 2007 15:56:33 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000379630</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>YILSONU G&#214;STER&#304;M&#304;Z (SUNUM) (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000377365</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000377365&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000377365&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000377365&mode=e" flashvars="&config=41000000000377365&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>BİR YIL BOYUNCA YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALARI SİZLERLE PAYLAŞMAK İÇİN...</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>16 Jun 2007 15:57:15 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000377365</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>YILSONU G&#214;STER&#304;M&#304;Z (HAZIRLIK) (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000375695</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000375695&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000375695&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000375695&mode=e" flashvars="&config=41000000000375695&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>BİR YILIN SUNUMU YAPILDI,O GÜNDEN KARELER. SİZLERLEDE PAYLAŞMAK İSTEDİK</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>15 Jun 2007 21:36:41 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000375695</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>AT&#214;LYE G&#220;NL&#220;&#286;&#220; (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000369064</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000369064&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000369064&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000369064&mode=e" flashvars="&config=41000000000369064&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>YARATICI ÇOCUK ATÖLYE ÇALIŞMALARI..
</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>12 Jun 2007 20:50:27 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000369064</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>B&#304;Z&#304;M &#231;ocukEV&#304;Nnin HALLER&#304; (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000365190</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000365190&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000365190&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000365190&mode=e" flashvars="&config=41000000000365190&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>ÇOCUK EVİMİZİN HALLERİ</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>11 Jun 2007 09:06:46 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000365190</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>HAVUZ KEYF&#304; (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000358733</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000358733&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000358733&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000358733&mode=e" flashvars="&config=41000000000358733&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>HAVALAR ISINDI YARATICILIKTA SINIR TANIMAYAN ÇOCUKLAR, HAVUZU 
KEŞFETİLER.</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>7 Jun 2007 17:36:12 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000358733</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>YARATICI SANAT AT&#214;LYES&#304; (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000348406</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000348406&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000348406&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000348406&mode=e" flashvars="&config=41000000000348406&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>YARATICILIK ÖZGÜR ORTAMLARDA GELİŞİR,ÖZGÜN MALZEME,ÖZGÜN TEKNİKLERLE BİRLEŞİRSE AÇILIR YARATICILIĞIN ÖNÜ..</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>2 Jun 2007 20:05:40 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000348406</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>RUT&#304;N (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000343480</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000343480&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000343480&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000343480&mode=e" flashvars="&config=41000000000343480&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>ÇOCUKLUK

Affan Dede'ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.

Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bul</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>31 May 2007 19:45:29 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000343480</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>&#199;OCUKEV&#304; (Video)</title>
		<category>Video</category>
		<link>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000341388</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="450" height="370"><param name="movie" value="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000341388&mode=e" /><param name="FlashVars" value="config=41000000000341388&type=A"/><embed src="http://www.azbuz.com/AzbuzVideo?videoId=41000000000341388&mode=e" flashvars="&config=41000000000341388&type=A" width="450" height="370" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object></td></tr>
			<tr><td>"ÇOCUKEVİ"ÇÜNKÜ ONLAR BURADA YAŞIYOR,ÖĞRENİYOR,BULUYOR,KEŞFEDİP,FARKEDİYOR. BUNUN İÇİN "ÇOCUKEVİ"</td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>30 May 2007 21:56:52 GMT</pubDate>
		<guid>http://video.azbuz.com/videoParts/view.jsp?videoId=41000000000341388</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>YARATICI SANAT AT&#214;LYES&#304; (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000513807</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"YARATICI_SANAT_ATOLYESI" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000513807'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/51/3/807/513807/3579472_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>7 Jun 2007 17:10:55 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000513807</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>cocuklarm&#305;z (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000001096028</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"cocuklarmiz" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			
		</table>]]> </description>
		<pubDate>26 May 2008 20:36:08 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000001096028</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>cocuklarm&#305;z (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000001096027</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"cocuklarmiz" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			
		</table>]]> </description>
		<pubDate>26 May 2008 20:36:05 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000001096027</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>cocuklarm&#305;z (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000001096026</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"cocuklarmiz" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			
		</table>]]> </description>
		<pubDate>26 May 2008 20:36:00 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000001096026</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>7 OCAK (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000871897</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"7 OCAK" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000871897'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/87/1/897/871897/8081901_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>5 Jan 2008 10:14:06 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000871897</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>EYL&#220;L ARAMIZDA (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000867582</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"EYLÜL ARAMIZDA" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000867582'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/86/7/582/867582/8041825_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>2 Jan 2008 15:29:24 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000867582</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>12 aral&#305;k (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000839121</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"12 aralık" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000839121'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/83/9/121/839121/7732494_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>12 Dec 2007 17:24:30 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000839121</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>Bu yuva canl&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305;&#305; Bu yuva k&#305;p&#305;r k&#305;p&#305;rrrrrrrrrr (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000829665</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"Bu_yuva_canliiiiiiiiiiiiiii_Bu_yuva_kipir_kipirrrrrrrrrr" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000829665'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/82/9/665/829665/7629591_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>5 Dec 2007 22:45:56 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000829665</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>YUVADA YA&#350;AM  (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000828259</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"YUVADA YAŞAM " başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000828259'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/82/8/259/828259/7617855_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>4 Dec 2007 22:36:11 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000828259</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>TIRTIL YAPIMI (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000818653</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"TIRTIL YAPIMI" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000818653'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/81/8/653/818653/7513243_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>27 Nov 2007 19:29:06 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000818653</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>KORO &#199;ALI&#350;MASI (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000818639</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"KORO ÇALIŞMASI" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000818639'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/81/8/639/818639/7512788_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>27 Nov 2007 19:22:00 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000818639</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>27 KASIM OYUN (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000818623</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"27 KASIM OYUN" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000818623'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/81/8/623/818623/7512518_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>27 Nov 2007 19:15:17 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000818623</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>GEOMETR&#304;K &#350;EK&#304;LLER (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000817482</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"GEOMETRİK ŞEKİLLER" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000817482'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/81/7/482/817482/7502063_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>27 Nov 2007 06:18:11 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000817482</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>ALETLER (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000810149</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"ALETLER" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000810149'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/81/0/149/810149/7421625_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>22 Nov 2007 08:04:16 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000810149</guid>
	</item>
	
	<item>
		<title>19 KASIM MESLEKLER (Fotoğraf Albümü)</title>
		<category>Fotograf Albumu</category>
		<link>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000806338</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table>
			<tr><td>"19 KASIM MESLEKLER" başlıklı fotoğraf albümü yaratılmıştır</td></tr>
			<tr><td><a href='http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000806338'>
			<img src='http://s.azbuz.com//uploads/p/80/6/338/806338/7382075_s.jpg' alt='' border='0' /></a></td></tr>
		</table>]]> </description>
		<pubDate>19 Nov 2007 12:25:28 GMT</pubDate>
		<guid>http://cocuklarahayat.azbuz.com/photoContestView.jsp?aId=16000000000806338</guid>
	</item>
	
</channel></rss>